Eskipazar
Eskipazar İlçesi tarihte Hadrianopolis adı ile geçmektedir. Kuruluş tarihi İskender’in ölümü olan M.Ö. 323 den sonraya rastlar. Makedonya İmparatorluğunun parçalanması ile oluşan yeni devletlerden Paflagonya devleti Eskipazar’ı da içerisine alır. Budaklar köyünün Hacıahmetler Mahallesinin bulunduğu yerde Hadrianopolis kentinin kalıntıları vardır.
Hadrianopolis M.Ö. 68 yıllarınca Romalıların hâkimiyetine girmiş daha sonra Romalılar’ı kesin yenilgiye uğratan Selçukluların eline geçmiştir. Harap ve yıkık bir şekilde olduğu için Selçuklular devrinde Viranşehir adını almıştır.
Selçukluların Moğollar’a yenilmesinden sonra 1339 yılında Candaroğulları’nın eline geçen Viranşehir 1398 yılında Yıldırım Beyazıt’ ın Candaroğluları Beyliğini Osmanlı devletine katması ile Osmanlı Devleti sınırları içine girmiştir.
1894 yılında yayımlanan Kastamonu İl yıllığında, bu bölgeye Viranşehir Sancağı denmekte Safranbolu ve Bartın ilçelerinin bu sancağa bağlı olduğu kaydedilmektedir.
Evliya Çelebi XVII Y.Y. ortalarında Eskipazar yörelerini gezmiş o zamanlar Bayındır Köyünün Bucak olduğunu ve Eskipazar’ın Bayındır’a bağlı olduğu kaydedilmektedir. 1845 yılında Viranşehir Bucak olmuş ve adı da Mecidiye olarak değişmiştir.
Cumhuriyet ilan edildiğinde Eskipazar’ın bulunduğu yerde 2 han birkaç dükkân ve üç ev olduğu Perşembe günleri Pazar kurulduğu bilinmektedir. Cumhuriyet devrinde bucak olmuş, Pazarının eskiliği nedeniyle ESKİPAZAR adını almıştır. Çankırı İline bağlı 1945 yılında İlçe Merkezi olan Eskipazar” da 1946 yılında ise belediye teşkilatı kurulmuştur.
06.06.1995 gün ve 22305 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 550 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Karabük” ün İl olması ile birlikte Eskipazar İlçesi de Çankırı ilinden alınarak Karabük İline bağlanmıştır. Merkez ilçeye bağlı 7 mahallenin yanı sıra 50 köyden oluşmaktadır.
HADRİANOPOLİS ANTİK KENTİ
Hadrianopolis Kazısı; T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Türk Tarih Kurumu Başkanlığı, Karabük Valiliği, Karabük İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Eskipazar Kaymakamlığı, Eskipazar Belediyesi ve Karabük Üniversitesi tarafından desteklenmektedir.
Hadrianopolis, birçok yabancı araştırmacı tarafından araştırılmış, ancak bu araştırmaların çoğu yüzeysel olarak gezi çalışmasından öteye geçmemiştir. Kentin yerini ilk olarak H. Kiepert tespit etmiştir. Kent ile ilgili ilk ve geniş kapsamlı araştırma K. Belke ve C. Marek tarafından yapılmış; R. Matthews ise 1997-2001 yılları arasında kent ve çevresinde yüzey araştırması yapmıştır. 2003 yılında Karadeniz Ereğli Müzesi tarafından, Kilise B olarak adlandırılan yapıda kurtarma kazısı gerçekleştirilmiştir.
“Paphlagonia Hadrianopolis’i” olarak adlandırılan antik kent bugün Karabük ili, Eskipazar ilçe merkezinin 3 km batısında “Viranşehir” olarak adlandırılan mevkii ve çevresindeki arazi üzerinde dağınık bir şekilde konumlanan Budaklar, Büyükyaylalar, Çaylı ve Beytarla köylerini kapsamaktadır. Hadrianopolis antik kenti, Paphlagonia, Bithynia ve Galatia bölgeleri sınırında, Krateia’nın kuzeydoğusunda yer almaktadır. Hadrianopolis antik kentinde 2003 yılından günümüze kadar yapılan yüzey araştırmaları ve kazı çalışmaları, Paphlagonia bölgesi açısından öneme sahip olan ticaret yolları üzerinde yer alan Hadrianopolis antik kentinin, Roma döneminde bölge ticareti bağlamında önemli bir pazar yeri olduğundan bahsetmesi, Hadrianopolis’in tarih boyunca neden sürekli iskân edildiği açıklar nitelikte bir belgedir.
Hadrianopolis, “Kaisareis Proseilemmentiai” adı altında MÖ 5. yılında Galatia eyaletine bağlıdır. Kentin adı, MS 2. yüzyıldan itibaren “Kaisareis Hadrianopoleitai” olarak değiştirilmiştir. Kentin adının Hadrianus tarafından değiştirilip değiştirilmediği tam bilinmemekle birlikte, kentte imparatorluk kültünün varlığı bir yazıttan anlaşılmaktadır. Bu yazıtta Hadrianus, Tanrı’nın oğlu Hadrianus, Tanrı’nın torunu Trajan ve Tanrı’nın büyük torunu Nerva şeklinde ibareler vardır. Bugünkü kalıntılara bakıldığında antik kentin özellikle Geç Roma ve Bizans dönemlerinde oldukça önemli bir konuma geldiği görülmektedir. Bizans döneminde Hadrianopolis kentinin yönetim alanı oldukça geniştir. Karabük’e kadar uzanmaktadır. Ayrıca ele geçen yazıtlardan anlaşıldığı kadarıyla Hadrianopolis, ticaret yolları üzerinde bulunan bir pazar yeridir. Bilinmeyen bir tarihte Sora adından bir şehir kurulmuş ve Hadrianoupolis sınırlarından ayrılmıştır. Erken Bizans Dönemi’nde ilk olarak Paphlagonia eyaletine bağlıdır. I. Theodosius (379-395) döneminde yeni kurulan Honorias eyaletine bağlanmıştır. 535 yılında ise Bizans siyasi haritası değişmiş, kent idari anlamda Paphlagonia eyaletine bağlanmış, dini yönetim olarak ise Honorias devam etmiş ve bu kentte Honorias Kilisesi’ne bağlı olmuştur. 32 yaşında Hadrianopolis’e gelen kentin eski nekropolünde bir sütunun üzerinde yaklaşık 50 yıl yaşayan Aziz Alypius, Hadrianopolis’in tarihi açısından oldukça önemlidir. Bu sütunun yakınında Azize Euphemia’ya ithaf edilen bir kadınlar manastırı kurulduğu söylenmektedir. MS 727’lerde Hadrianopolis’in sınır komşusu olan Gangra kentinin Emevi akınlarına maruz kalması kenti olumsuz etkilemiş ve kentin giderek terkedilmesine zemin hazırlamıştır. Kentte yapılan kazı çalışmaları ile yüzey araştırmalarında MS 8.yüzyıldan sonrasına ait fazla veri elde edilememiştir. Kent, daha sonra sırasıyla Oğuzlar, Anadolu Selçuklu Devleti, Candaroğlu Beyliği ve son olarak Osmanlı Devleti’nin himayesine girmiştir.
Hadrianopolis, birçok yabancı araştırmacı tarafından araştırılmış, ancak bu araştırmaların çoğu yüzeysel olarak gezi çalışmasından öteye geçmemiştir. Kentin yerini ilk olarak H. Kiepert tespit etmiştir. Kent ile ilgili ilk ve geniş kapsamlı araştırma K. Belke ve C. Marek tarafından yapılmış; R. Matthews ise 1997-2001 yılları arasında kent ve çevresinde yüzey araştırması yapmıştır. 2003 yılında Karadeniz Ereğli Müzesi tarafından, Dört Nehir Kilisesi/Kilise B olarak adlandırılan yapıda kurtarma kazısı gerçekleştirilmiştir. 2005 yılında Ergün Laflı tarafından bölgede yüzey araştırması yapılmıştır. 2006 yılında bilimsel kazılar Ergün Laflı başkanlığında bilimsel ekibe verilmiş ve bu ekip 2009 yılına kadar çalışmalara devam etmiştir. Ergün Laflı tarafından yürütülen çalışmalarda, Hamam Güney Hamamı (Hamam-A), Kuzeybatı Hamamı (Hamam B), Chora Kilisesi (Kilise A) ve Geç Roma Konutu olarak adlandırılan yapıların kazılarını tamamlanmıştır. Ergün Laflı’nın 2008 yılında istifa etmesinden kaynaklanan iki yıllık bir aradan sonra, Hadrianopolis Antik Kenti’nde çalışmalar, Bakanlar Kurulu’nun kararıyla, Prof. Dr. Vedat Keleş başkanlığındaki ekip tarafından 2010 yılında tekrar başlatılmıştır.
Vedat Keleş başkanlığındaki ekip tarafından kazı çalışması yapılmamış; kentteki kazıları tamamlanmış olan yapılarda aşırı tahribat nedeniyle durum tespiti yapılmıştır. Bundan dolayı 2010-2016 yılları arasında çalışmalar daha önceki yıllarda kazısı tamamlanmış olan yapıların restorasyon-konservasyon ve sağlıklaştırılmasına yönelik olmuştur. 2016-2020 yılları resmi kazı çalışmaları Kastamonu Müze Müdürlüğü başkanlığında Karabük Üniversitesi Arkeoloji Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Ersin Çelikbaş’ın bilimsel danışmanlığında sürdürülmüştür. 2021 yılından itibaren Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereğince Doç. Dr. Ersin Çelikbaş başkanlığında devam etmektedir. Hadrianopolis antik kentinde toplamda 8 yapının kazısı tamamlanmıştır.
Antik kentte yer alan ve kazısı tamamlanan alanlardan Chora, Dört Nehir ve Kuzeybatı Nekropol Kiliseleri, Güney Hamamı, Kuzeybatı Hamamı yapıları, Sondaj-3, Geç Roma Konutu yapısı ve Vaftizhane mozaik süslemelerle ön plana çıkmaktadır. Bunların yanı sıra İç Kale içerisinde yer alan Kare Planlı Yapı, Sondaj-4, Kuzey Sur Duvarları, İç Kale önünde yer alan mozaikli yapı ve Yazıboy Yeraltı Yerleşkesi’nin de kazısı devam etmektedir.
Surların yanı sıra kale önünde de kazı çalışmaları devam etmektedir. Hadrianopolis’i genel anlamda değerlendirdiğimizde epigrafik çalışmalar MS. 1–3. yüzyıl aralığında bir yerleşime işaret etse de Geç Roma – Erken Bizans dönemi kent dokusunun varlığından söz etmek mümkündür. Kazılarla ortaya çıkarılmış bazı yapılar yerel unsurların izlerini taşımaktadır. Hadrianopolis, karşılama merkezinin henüz faaliyete geçmemiş olmasına rağmen her ay yerli ve yabancı olmak üzere toplamda 10.000 ziyaretçiyi ağırlamaktadır.
SIĞIRCIK SUYU
Rivayete göre bugün suyun çıktığı bölgede hayvanlarını otlatan Ali Semerkandî Hazretleri, namaz vakti girdiği hâlde abdest tazeleyecek bir su bulamadı. Bunun üzerine bastonunu yere vurarak; “Çık yâ mübarek!” deyince, yerden gövde kalınlığında bir su çıktı. Sular, hızla meyilli arazide etrafa yayılırken, tarlalarında harman yapan kadınlar; “Su çıkarmanın da zamanı mı? Ekinlerimiz sular altında kalacak…” diye bağırmaya başladı. O da suyun çıktığı yere bakarak; “Ey mübarek su! Ne çıktığın belli olsun, ne de aktığın!” buyurdu. Bu söz üzerine suyun çıktığı yer kuyu ağzı gibi olup, su da hareketsiz kaldı.
O tarihlerde Osmanlı’nın başkenti olan Bursa’da bir çekirge istilası oldu. Her tarafı çekirgeler kaplamış, mahsulleri ve çiçekleri harap etmişlerdi. Bu afetten kurtulmak için zamanın ziraatçılarından çare soruldu. Yapılan bütün araştırmalardan bir netice alınamayınca âlimlere ve velilere haber gönderildi. Bu çekirge afetinden kurtulma çaresinin ne olduğu soruldu. Bu haber Çamlıdere’de yaşayan Ali Semerkandî Hazretlerine de ulaştı. Ali Semerkandî Hazretleri dağda bastonuyla çıkardığı sudan bir miktar Bursa’ya gönderdi. Bu suyu, zarar veren haşeratın bulunduğu bölgeye dökmelerini tembih etti.
Suyu Bursa’ya götürdüler. Çekirge afetinin bulunduğu bölgelere azar azar döktüler ve çok kısa bir zaman içinde çekirgeler kayboldu. Mahsuller, bitkiler, çiçekler çekirgelerin istilâsından böylece kurtuldu. Bir rivayete göre de bu su bir kap içinde yüksek bir yere asıldı. Allahü teâlânın izni ile suyun asıldığı yerde sığırcık kuşları toplanıp, bir anda çekirge sürülerini mahvettiler.
Padişah Sultan Murad Hüdavendigar, Bursa’nın çekirgelerden kurtulmasına vesile olan Ali Semerkandî Hazretlerini Bursa’ya dâvet etti. Bursa’ya geldiğinde Padişah ona izzet ve ikramlarda bulundu. Pek fazla iltifat edip, Bursa’da kalmasını arzu etti. Fakat Ali Semerkandî Hazretleri nazik bir ifadeyle Bursa’da kalamayacağını, yaşadığı bölgedeki ümmetin fakir olup, Resûlullah efendimizi ziyarete gidemeyen insanların bulunduğu bölgede kalmak istediğini bildirdi. Bunun üzerine Padişah, bir istekte bulunmasını arzu etti. Ali Semerkandî Hazretleri de; “Çamlıdere havalisindeki tebaanız çok fakirdir. Onları, askerlik ve toprak kirası mükellefiyetinden muaf tutmanızı arzu ediyorum.” buyurdu. Padişah 1. Murad derhâl şu fermanı yayınladı;
1) Çamlıdere’de bulunan Müslümanlar, Şeyh Ali Semerkandî hazretlerinin manevi evlatlarıdır.
2) Yine bu bölgenin halkına askerlik mükellefiyeti yoktur.
3) Toprak kirasından muaf tutulacaklardır.
4) Çekirgeleri yok eden Sığırcık suyu, Şeyh Ali Semerkandî ve onun manevi evlatlarına aittir…
O günden, İstiklâl Harbi sıralarına kadar Çamlıdere bölgesinden vergi alınmadı ve askere giden olmadı. Bütün padişahlar o fermana riayet ettiler. Ayrıca, “Çekirge Suyu” ismi ile meşhur olan sudan zaman zaman alınarak, çekirgelerin zarar yaptığı bölgelere götürüldü.
YALAKKUZ – EYRİOVA GÖLETİ
Eskipazar’a yaklaşık 30 Km. mesafededir. Az bilinen Daren Kanyonu ile Sofular Köyü’ne bağlanır. Orman Yolu ile Şekermeşe Bölgesi’nden Yeniceye ulaşım imkânı vardır. Yenice Kaymakamlığı’nın başlattığı ucu açık yürüyüş parkurları ile bütünlük kazandırılabilir. Yılın her mevsimi yeşilin hâkim olduğu bir alandır.
Eyriova Göleti – Yaylasında, Hasanlar ve Sofular Köyleri (Yalakkuz) her yıl geleneksel olarak yayla şenlikleri düzenlemektedirler.
OVA GÖLETİ
Temelden yüksekliği 45 metre olarak projelendirilen Ova Barajı’nın gövdesi kil çekirdekli kaya dolgu tipinde yapıldı. 1 milyon 188 bin metreküp su depolama hacmine sahip tarımsal sulama göleti, 5 bin 480 dekar araziyi sulu tarıma kavuşturmuş durumda.
HASLI GÖLETİ
Temelden yüksekliği 48 metre ve su depolama kapasitesi 548 bin metreküp olan gölet, hem 2 bin 450 dekar alanda sulu tarım yapılmasını sağlıyor, hem de ilçeye doğal bir güzellik katıyor.
BULDUK GÖLETİ
İkiler HES Bulduk ve Deresoplan Köyü mevkiinde, Gerede Çayı üzerindedir. Temelden yüksekliği 26 metre olarak projelendirilmiştir. Bulduk regülatörü kil çekirdekli kaya dolgu tipinde yapılmıştır. Aktif hacmi 2 milyon 488 bin metreküptür. Çevreye doğal bir güzellik katan göletten, 1050 kotundan su alınıp çevredeki 380 dekar alanda sulu tarım yapılmaktadır.
SÜLÜKLÜ GÖL
Boncuklar Köyüne bağlı Pelitçik Mahallesinde yer alan Sülüklü Göl, aslında Büyük Göl ve Küçük Göl olmak üzere iki ayrı gölden oluşuyor. Büyüğüne halk arasında “Sülüklü Göl” adı verilirken, küçük göle ise “Eşek Sülüğü Gölü” deniliyor. Göldeki sülükler yıllardır halk sağlığı alanında kullanılırken yöre halkı için değerli bir doğal tedavi aracı olarak öne çıkıyor. Buradaki sülükler, özellikle felç hastalıkları, kan dolaşımı bozuklukları (varis dahil), çeşitli ağrılar, uyuz, kaşıntı ve ayak pişiği gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanılıyor.
AKKAYA KAPLICASI
İlimizi Gerede ilçesine bağlayan karayolundan yaklaşık 3 km içeride bulunan Eskipazar ilçesi İmanlar Köyü sınırları içinde bulunan Akkaya Hamamının, en az ilçenin tarihi kadar eski bir oluşum olduğu bilinmektedir. Bu yüzden doğal sit alanı olarak tescillenmiştir.
Akkaya Termal ve Travertenleri, çalışmaları kapsamında 2005 Yılında Eskipazar Belediyesince MTA Genel Müdürlüğüne sondaj çalışması yaptırılmıştır. 266 metre derinlikte 37 derece sıcaklığında ve saniyede 40 litre debiye sahip jeotermal su kaynağı bulunmuştur.
Banyo kürleri, havuz ve dış uygulamalarla Kronik Romatizmal hastalıklarda, Ortopedik Ameliyat sonrası omurga ve eklem artrozlarında, sporcu yaralanmalarında, cilt ve deri hastalıklarının tedavisinde kullanılabileceği, ayrıca teçhiz edilecek olan bir sağlık merkezinde tıbbi bir program çerçevesinde uygulanması durumunda çok daha fazla yararlı olacağı belirtilmiştir.
TARİHİ HAMAM KALINTILARI
Hitit İmparatorluk çağından itibaren çok önemli bir yerleşim alanıdır. Eskipazar’ın altın boynuzu olarak nitelendirilen bölge, Gerede ve Çerkeş çayının birleşmesi sonucu Eskipazar (Hamamlı) çayı ismini alır.
Bu alanda Osmanlı paşalarından İbrahim Avni Paşanın Hicri 1221 yılında yaptırdığı 2 adet hamam, 1 adet mahzen ve 1 adet kiler mevcuttur. Ünlü seyyahlar Evliya Çelebi ile İbni Batuda da bu bölgeye gelmişlerdir. Coğrafi olarak kervan yolu ve padişah yolu olarak bilinmektedir.














